“…Meryem’in mürekkep desen çalışmaları tam üç yıl sürerken, 1991 yılında yaptığı pentürlerde ortaya çıkan kadın figürü başka bir aidiyetin referanslarını taşır. Bronz bir heykeli andıran bu güçlü figür, uzunca bir süredir tutsak kaldığı topraktan kurtuluşunu kendisini gün ışığına çıkartan arkeoloğa borçludur. Hitit uygarlığına ait tanrıça kadın heykellerine benzeyen bu figür, Meryem’in zihninin derinliklerinde gizlenmiş bir sembolle Meryem’in bedeni arasında gidip gelen mistik bir imgedir. Gümüş tonlu çalışmada, ortaya çıkmak ya da çıkmamak arasında kararsız kalan bu figür, diğer iki örnekte bizi seyredecek kadar görünür olmuştur. Ayaklarının altındaki mavi su, bir dereye, kuyuya gönderme yaparken, fonda yer alan görüntüler ise zaman ve mekan bilgileri açısından bilinmeyeni çağrıştırır. Bu bilinmeyenin resmedilmesi ya da bilinenden bilinmeye geçiş işaretleri, 1992 yılında ortaya çıkan bir pentürle devam eder.”
Sinan Niyazioğlu
Y.K.K.E. Projesi “Kibele’nin Çocukları”
Köy Enstitüleri Projesi, Kibele’nin çocukları adına kurduğu bir hayaldi. Çocuklar bu hayali gerçekleştirdi. Yaşamı yeniden projelendiren bu hayalde insan, onurlu, özgür, üreten bireydi.
Düş yoksunu karanlık zihinler, bu hayat projesinin sahnesini gerçekliğin dışına sürgün ettiler. 70. doğum gününde Kibele’nin çocukları, sanatçıların hayallerinde birer resim olarak hayata dönmektedirler. Hayal eden, özgür, onurlu, üreten bireyler oldukça, karanlık zihinler bu çocukları hayattan silemeyecekler…
Meryem Arıcan