MERYEM ARICAN
  • ESERLER
    • AKADEMİ ÖNCESİ
    • AKADEMİ YILLARI
    • İLK SERGİ
    • MÜREKKEP DESENLER
    • AYNA GÖL
    • SAVAŞ SANATI / SANAT SAVAŞI – ENSTALASYON
    • OTOPORTRELER VE PORTRELER
    • CUMHURİYET KADINLARI
    • ANTİGONE
    • ÖNEMSİZ ŞEYLERİN ÖNEMİ
    • KİBELELER
    • MARGARİTA / KİBELE
    • STEPİN DANSÇILARI
    • HZ. MERYEM RESİMLERİ
    • ASAMBLAJ ÇALIŞMALARI
    • EVREN VE BEDEN: RİTİM, RAHİM, RAKS
    • KELEBEK RÜYALARI
  • RESİM OKUMALARI
  • HAKKINDA
  • İLETİŞİM

İLK SERGİ

“1983-1984 yılları arasında doktora çalışması ve mesleki araştırma ve inceleme gezisi için İngiltere’ye gidişi, onun Doğu sanatının mistik kurgusu ile Batı sanatının maddeci ve analitik yapısına dair düşüncelerini iyice kristalize eder. Dışa vurumcu yaklaşımıyla Meryem, Sürrealistlerden, Kübizmden, Ekspresyonizm’den, özellikle Dada’dan ve yakın dönem sanat akımlarına dair üretimlerin yetkin örneklerini görme fırsatı bulduğunda, yoğun tinsel coşkunun, yetenek ve disiplinle birleştirilmesinin faklı dönemlerde ortaya çıkmış ustalarca uygulanışına tanıklık eder. Önce eş, ’85 yılında edindiği annelik rollerine ‘89’da Resim Heykel Müzesi Derneğinin Yaygın Eğitim Programında ve özel atölyesinde başlattığı hocalık rolünü de ekler. Farklı rollerin tek bedende ürettiği gerilimin uzlaşımında ancak sanatın etkin olabileceğine dair inancını, manevi bir güce dönüştürerek, önce kendi geçmişi ve şimdi arasındaki gerilimi çözmeye karar verir.

1989 yılında yaptığı üretimler, onun bu sorunsal üzerinden ortaya çıkardığı bir dizi gibidir. Çalışmalarına baktığımızda Ekspresyonist sanatçıların renk konusundaki usta çözümlemeleriyle, Sürrealist ressamların biçim, modle ve espas problematiklerine ait yetkin uygulamaların Meryem tarafından çok iyi gözlemlendiğini ve içselleştirildiğini görürüz.

[…] Pusete oturtulmuş kız çocuğu, ilkokul yıllarında kendisine dikte ettirilen emir kiplerini tekerlekli sandalyeye mahkum edilmiş gibi algılayan bir kız çocuğu imgesiyle belirir. Toplama işlemleri, kara tahta, baba top al gibi cümleleri bilginin meşrulaşan güvenlik alanının bir hapishaneye dönüşmesine gönderme yapar. Zaman ve mekan aidiyetlerinden tamamen kopuk olarak birbirleri ile ilişki kuran bu iki figürün varlığı, bu dönemde çıkan diğer çalışmaları gibi izleyiciyi gerçek ve kurgu boyutları arasında gezdirir.

[…] Bir erkek modelin karşısında resim yapan Meryem, kendi imzasını attığı tuvalin karşısında bir şövalye edasıyla durur. İki figürün bulunduğu mekanın iç ya da dış olduğuna dair bilginin belirsizliği, ufak bir köy binası ile boğazı çağrıştıran görüntülerle aktarılırken, resmin geneli bize geçmiş ve şimdi arasındaki izleği sunmaktadır.

[…] Beyaz mayolu model, bir süper starın kendine duyduğu sonsuz güvenle sere serpe uzandığı kanepeden, sağ tarafında görünen küçük siyah figüre küçümseyici bir ifade ile bakış atar. Güneş gözlüğünün korunaklı maskesinin altında kurulan bu iktidar alanı, göz göze gelmemenin verdiği güven duygusuyla sağlanır.

Nereye ve niçin gittiğini bilmediğimiz bir maskeli kadının, kucağında sımsıkı tuttuğu kız çocuğu ile alelacele kaçışı ve bu eylemin anlık bir görüntüymüşçesine izleyiciye sunumu, anne, çocuk, geçmiş ve şimdi arasındaki gerilimin yansıması olarak karşımıza çıkar.”

Sinan Niyazioğlu

ESERLER
Previous Next