İsimle cisim bağıntısı, beni hep yormuştur. Gülün adını diken koysam da, gül, gül olarak kalıyordu.
İlkokula başladığımda, bir şeyler büsbütün karıştı. Soyut, maddesi olmayan birçok şeyi isim olarak dikte eden, baskıcı müfredattan yılıp, dördüncü sınıfta okulu terk ettiğimi ilan ettim. Ertesi yıl, evde sıkıntıdan patlayınca, tekrar okul yollarına…
Kendi ismimi benimsemekte de oldukça zorluk çektim. Ortaokul, lise yıllarında, yakın çevremi, belirlediğim başka bir isimle beni çağırmaları için baskıladım. Sanatımı içeren “MERYEM” kitabının 140. sayfasındaki lise kimlik belgemin fotoğrafında bu isim, Meryem ismine eklenmiş olarak izlenir. Hikayesi ve tarihte ikonlaşan rolüyle, kıyaslanamazlığı temsil eden bir ismi benimsemekte, haklı olarak zorlanmıştım.
Akademik eğitimin en az iki yılı, Akademizimin ayıklayarak seçkinleştirdiği ilkelere, desen yapmaya ayrılır. Bu süreç aynı zamanda İtalyan Rönesansı sanatçılarının eserlerinin incelenmesine odaklanır. Genel olarak Hristiyan mitolojisine yoğunlaşan bu eserlerin, sıklıkla ele alındığı konuların başında “Meryem’e Müjde” ve “Meryem’in Evliliği” vardır.
Meryem’e Müjde resimlerinde Meryem, sarışın, şık giyimli, lüks mimari çevrede, tahtında, vazosunda O’nu temsil eden çiçeğiyle, güzel bir genç kızdır.
“Meryem’in Evliliği” resimlerinde de, Antik Yunan S duruş zarafetinde, yine şık, halinden memnun, güzel bir kadındır.
Çocukluğum ve ilk gençliğimde Doğu kiliselerinden tanıdığım Meryem, kararlılıkla keskin bakan, Ortadoğu esmerliğinde, iri gözleri, belirgin elmacık kemikleriyle tanıdık; tarihin akışını değiştiren yönüyle, anaerkil dönemin başat erk imgesinin anısına bağlanmaktaydı.
İtalyan Rönesansı’nın ürettiği Meryem imgesi, Pop Art’da güncelleşen, şarkıcı Madonna’yla idolleşen, “sarışın” tecimsel ürün imgesinin bir prototipi midir?
Bu bağlamda gerçekleştirdiğim “Meryem Resimleri”, Oryantalist sanat imgeleri üreten hayal gücünü karşıtlayan bir yorumdur.
Meryem Arıcan